Kategori arşivi: PAYLAŞMAK GÜZELDİR

Bir Günlük Tutmak Gerek Bazen

“Bir defter yazı yazmaya yarar, çizgi çizmeye, en sevdiğimize anlatamadığımız duygularımızı dökmeye yarar bazen…Annemizin ayak üstü anlattığı yemek tarifini yazmışızdır, kimi zaman sıcacık bir telefon numarasını,
arkadaşlarımızın doğum günlerini , unutulmasınlar diye…
Sinirlenir, yırtarız sayfalarını, fırlatıp atarız bazen, bazen de saklarız bir ömür boyu…”
diye başlıyor bebeğim Mavi için doğumundan bu yana yazdığım defterimiz. Mavi okuma yazma öğrenene kadar ben yazacağım bebeğimin günlerini, sonrasında Mavi devam ettirecek inşallah o minik harika parmakları ile yazmaya defterimize. O zamana kadar bu harika görev ben de , anne de, emin ellerde.

Mavi’nin anı defterinde neler mi yazdım şimdiye kadar;
Hamile olduğumu öğrendiğim günden başlayan sıcacık bir not ile başladım yazmaya, bebeğimin tarih sırasına göre ultrason fotoğraflarını yapıştırdım defterimize, doğumunu anlattım nasıl mucizevi bir bebek olduğunu, şipşirin kulağına isminin nasıl okunduğunu anlattım, ilk dışarı çıkışımız, ilk kahkahası, ilk banyosu,ilk yılbaşı,ilk anneler günümü, ilk dişini, ilk bayramını…
Benim için ne kadar da özeldi, çok özenerek yazdım ilklerimizi.
Hastaneden çıkış bilekliklerimizi, ilk kestiğim tırnaklarını, ilk uçak biletimizi yapıştırdım defterimize. Doğum doktorumuz Aykut hocanın ve çocuk doktorumuz Afşin hocanın kartvizitlerini yapıştırdım defterimize belki ileride bir gün tanışmak ister diye.
Dinlemeyi çok sevdiği müzikleri not ettim, ay ay aşıları, hareketleri, mimikleri, uyku, beslenme düzenini belirttim, ta ki kullandığımız bebek bezine kadar.
Onun için okuduğum kitapları yazdım, kitaplardan çok beğendiğim yerleri not düştüm belki onun da bir meleği olur ve o da kendi meleği için okumak isterse diye.
Ona olan duygularımı, aşkımı yazdım her ne kadar hiçbir kelime bile yetmezken anlatmaya anneliği.
Ne kadar güzel bir aile olduğumuzu yazdım onunla birlikte, bizim neşemize tarifsiz bir mutluluk kattığını anlattım.

Ona bugünleri anlattım. Cumhurbaşkanı kim, başbakan kim, seçimleri, doların ekmeğin kaç para olduğunu, gündemde neler olduğunu, eşimle birlikte sevdiğimiz filmleri, izlediğimiz programları, dinlemekten keyif aldığımız müzikleri, yapmaktan mutluluk duyduğumuz aktiviteleri belki benim yaşıma geldiğinde merak eder, öğrenmek ister diye.
Kendimi bebeğimin yerine koyuyorum ve gidiyorum 31 sene öncesine. Benim için yazılmış böyle bir defter olsaydı eğer;
İlklerimi okuyacaktım yüzümde güzel bir tebessümle, ailemin benim için nasıl tatlı telaşlara girdiğini tadacaktım her defasında. O zamanların Türkiye’sine, ailemin yaşantısına gidip kendimden bir şeyler bulacaktım belki de

Benim için böyle bir defter yazılmış olsaydı eğer;
Aşağıdaki satırları okuyacaktım belki de.
“12 Ocak 1983 senesi,
Sen doğduğunda cumhurbaşkanımız Kenan Evren,
başbakanımız Bülent Ulusu idi.
Sen doğduğunda Amerikan Doları 187,83 TL,
Alman Markı 80,48 TL,
200 gr ekmek 11 Lira 11 Kuruş idi.
Sen doğduğunda Türkiye cumhuriyeti genel seçimleri yapıldı,
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bağımsızlığını ilan etti.
Sen doğduğunda izlemekten keyif aldığımız diziler Bizimkilerdi, Dallastı, en sevdiğimiz çizgi filmler Alf’ti, Heidi idi, Şeker Kız Candy idi.
Sen doğduğunda hayatımız hiç aydınlanmadığı kadar aydınlandı bebeğim.”
Yazacaktı belki de.
Ben bebeğim için tatlı bir anı bırakmaya çalışıyorum elimden geldiğince. Zaman o kadar çabuk akıp geçiyor ki, iki üç ay öncesini bile net hatırlayamıyoruz bazen. İşte bu yüzden sırf bu yüzden söz uçar yazı kalır.
Seni seviyorum bebeğim.

2014-08-01 19.46.09

 

Başarının Sırrı

Başarının Sırrı

Başarılı bir bilim adamına kendisini diğer insanlardan farklı kılan şeyin ne olduğu sorulur.

Çok ilginç bir cevap verir,

“Başarımın sırrı, ben 6 yaşında iken annemin bana yaptığı bir davranıştır. Buzdolabından süt almaya çalışırken, süt kabını yere düşürdüm. Annem, olayı görünce bana ne kızdı, ne de dövdü.”

“Aaa!… Sütten ne güzel bir göl yapmışsın! Bu gölde benimle biraz oynamak ister misin?” dedi.

Bir süre oynadıktan sonra da:

“Biliyor musun oğlum, herkes kendi kirlettiği yeri, kendisi temizlemelidir. Şimdi bu süt gölünü temizlemek için, benden sünger mi istersin, havlu mu?” dedi.

Elimden geldiğince dökülen sütü temizledikten sonra, annem beni bahçeye çıkardı. Bana bir şeyi düşürmeden nasıl taşıyabileceğimi gösterdi. Sanırım başarımın sırrı, annemin bu davranışı.

İgor Türkiye

Mavi ile birlikte katıldığımız İgor Türkiye lansmanından bahsetmek isterim sizlere. 

 Çocukların eğlenceli dünyalarından ilham alınarak tasarlanan IGOR yağmur botları sonbaharımızı ve kışımızı rengarenk yapacağa benziyor.

İspanya’nın ünlü kadın ve çocuk ayakkabı markası igor, yağmur botları koleksiyonuyla dikkatimi çekti gerçekten de.
Canlı renkleri ile çocukların eğlenceli dünyalarına hitap ederken, bizlerin sağlıkla ilgili endişelerini yok ediyor. Anti-kansorejen hammaddeden üretilen, su geçirmez yapıya sahip ve tabanlıkla desteklenen botlar çocukların ayak gelişimlerini olumlu yönde etkiliyor.
Çocukların sağlıklı bedensel gelişimlerinin önemli bir parçası olan ayak sağlığında iddialı bir tutuma sahip olan IGOR’un birbirinden güzel, şeker renklerinde botlarına http://www.markamixi.com ve IGOR satış noktalarından ulaşabilirsiniz.

_MG_1418
Sevgilerimle…

Emzirme Haftasında Emzirme Hikayem

Önce emzirme haftasına ve anne sütünün önemine değinmek istiyorum kısaca.
Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi, ülkemizde de 1 – 7 Ekim tarihleri arasında ‘Emzirme Haftası’ çeşitli aktivitelerle kutlanmaktadır.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO), bebeklerin ilk 6 ay, su dahil hiçbir ek gıda almadan, yalnızca anne sütüyle beslenmesini, daha sonra ek gıdalara başlanarak emzirmeye 2 yaşına kadar devam edilmesini önermektedir.
Ülkemizde ilk 3 ay sadece anne sütüyle beslenme oranı % 16, ilk 6 ay sadece anne sütüyle beslenme oranı ise % 10.6 olarak saptanmıştır. Ortalama emzirme süresi 14 aydır. (2003 yılı istatistikleri)
Anne sütünün yararları saymakla bitmez. Bebeğinizin bağışıklık sistemi gelişene kadar anne sütünde gerekli olan, onu hastalıklara karşı koruyan savunucu maddeler vardır. Ayrıca bazı alerjilere karşı da koruyucudur. Anne sütü bebekle anne arasındaki duygusal bağı arttırır ve bebeğin güvende hissetmesini sağlayacak tek yoldur. Bebeklerin en sık yakalandığı enfeksiyon hastalıkları daha az görülür. Bebeğin fiziksel ve zihinsel gelişimini en iyi şekilde sağlar. Her zaman hijyenik ve pratiktir. Bağışıklık sistemi yeterince gelişmemiş prematüre bebekler, anne sütünden özellikle çok yarar görürler.
Ayrıca:
Anne sütü bebeğiniz için özel bir bileşime sahiptir.
Sindirimi daha kolay besin maddesidir.
Beyin gelişimine katkıda bulunur ve zeka düzeyini arttırır.
Anne sütünün sıcaklığı her zaman vücut sıcaklığında olup istenilen derecededir.
Daha az sodyum ve protein içerir.
Daha iyi kalsiyum emilimi sağlar.
Her zaman steril ve pratiktir.
Alerji riski daha düşüktür.
Kabızlık ya da ishal problemi yaratmaz.
Bebekler daha sağlıklı olur.
Obezite olma olasılığı düşüktür.

Emzirme haftası ile ilgili olarak kısaca bahsettikten sonra kendi hikayeme geçmek isterim. Bebeğimi kucağıma alana kadar emzirme benim gözümde sıradan bir olaydı, ne zaman bebeğim doğdu, kucağıma verdiler ve o minik ağzıyla mememe yumuldu ben başladım hıçkırarak ağlamaya. Gerçekten mucizevi bir şey, bebeğin doğar doğmaz emme refleksinin olması ve gerçekten mucizevi bir duygu bebeğine dokunarak onu emzirebilmek, kendi sütünü verebilmek. İlk başlarda minik ağzıyla iki yudum emer uyuyakalırdı daha çok emebilsin diye ayağının altını kaşır, kulağıyla oynar çenesine minik minik dokunup uyandırır ve emzirmeye devam ederdim. İlk üç hafta emzirme dönemim çok zor geçti ama keyfi tadı duygusu her zaman o kadar harikaydı ki benim için. Göğüslerimin ucu çatladı, yaralar oluştu, göğsüme dokununca bile ağrıdan kıvranıyordum resmen, ama gözlerim bebeğimin gözleri ile buluşunca diniyordu bütün ağrılarım.

İlk üç haftadan sonra ağrılarım azalarak geçti ve ben artık doya doya tadını çıkarıyordum emzirmenin.

Buzdolabımızın üzerine gaz yapan yiyecekler ve süt arttıran yiyecekler diye yazdım bir kağıdın üzerine ve aylarca buzdolabımızda kaldı. İyice araştırmıştım, kendimi bebeğimin gaz ağrısı olmamasına ve bol bol sütüm olmasına adamıştım adeta.

Buzdolabımızın üzerindeki notum:

Gaz Yapan Yiyecekler:
Meyveler: Portakal, Kivi, Elma, Armut
Sebzeler: Lahana, Karnabahar, Pırasa, Yeşil sebzeler, Çiğ Soğan ve sarımsak
Bakliyat/Tahıl: Kuru fasulye, bulgur, mercimek

Süt Arttıran ve gaz yapmayan yiyecekler:
Çorbalar: Tarhana çorbası, yayla çorbası, şehriye çorbası, pirinç çorbası
Yemekler: Et/Tavuk yemekleri, Patates yemekleri, Kereviz yemeği, Makarna , Pilav
Süt/Yoğurt: İçerisine şeker ya da tuz ekleyip tüketilebilir.
Hamur işleri: Tüm hamur işleri, sütlü tatlılar
Meyve: Muz

İliştirmiştim buzdolabımızın kapağına bu kağıdı, bebeğim doğduktan sonra hemen. Hala saklıyorum kağıdımızı, ileride bir gün anne olunca bebeğime vermek üzere.

Ben ilk dört ay bu listeden başka bir şey sürmedim ağzıma, ya gazı olur ya sütüm az gelirse kaygısıyla.

İlk altı ay su dahi vermedim sadece kendi sütümle emzirdim bebeğimi. Tabi herkes konuştu o esnada. Annelik olunca biliyorsunuz herkesin bir fikri var ve herkes ahkam kesmeyi çok seviyor bu konuda. İlk başlarda güzelce anlatmaya çalışıyordum sebeplerini sonrasında ise umursamamaya duymamaya çalıştım ve sadece doktorumuzu ve yüreğimdeki sesi dinledim. İşte her anne gibi benim de sıkça duyduklarım:
“Çok zayıf, hiçbirşey yedirmiyor musun”
“Sütün yetmiyor bence”
“Aç bu çocuk aç”
“Sana su vermesinler bakalım oluyor mu”
“bi çikolatadan nolcak canım, azıcık tatsın”
“emzik yapmış memeni”
“hala emiyor mu yoksa”
“sen çok zayıfsın , süt olmaz sende”
“sadece sütle olur mu hiç”
Her ağladığında duydum “aç bu çocuk aç” cümlesini, her fazla uyuduğunda duydum “aç bu çocuk açlıktan uyuyor hep” cümlesini, her az uyuduğunda da duydum işin garibi ” aç bu çocuk aç, açlıktan uyumuyor” cümlesini:)
En çok duyduğum diğer cümle de “susuz olur mu hiç” diyip gizli gizli su içirmeye kalkmalardı. Ben de ısrarla anlatıyordum anne sütünün %87 si sudur diye:)

O kadar bağlanmış ve kendimi o kadar adamıştım ki emzirmeye, bebeğimi emzirdiğim an benim için hayat duruyordu mutluluktan, huzurdan, bu duyguya bir isim koyamıyorum yok çünkü bulamıyorum nasıl adlandıracağımı.
Tabii her emzirdiğimde şükrediyordum bir yandan sütüm olduğu için emzirebildiğim için. Her gün emzirmekle ilgili yazılar okuyor , ya çok etkileniyordum ya da panik yapıyordum. Aslında biz annelere özellikle yeni doğum yapan annelere internet bir süre yasaklanmalı sanki, eşim bana yasaklamıştı bir ara:)
Etkileniyordum evlatlık aldığı yeni doğmuş bebeği kendi sütüyle emzirebilen annenin hikayesini okuduğumda. Nasıl mucizevi bir şey diye ağlıyordum sonrasında. Beyinde salgılanan prolaktin denen hormon fazla salgılanabiliyor ve evlatlık edindiği bebeğini emzirebiliyordu. Mucize mi prolaktin mi bilmiyorum ama beyninde ve kalbinde hissedebilmek diye düşünüp daha da duygusallaşıyordum.
Panik oluyordum ya birgün sütüm birden bire kesilirse diye. Hergün sağıp dondurucuda saklıyordum poşet poşet. Yediklerime içtiklerime dikkat ediyordum ama farkındaydım bol su, uyku ve moralin ne kadar önemli olduğunun. Moralim bozulmasın diye haberleri izlemeyi dahi bırakmıştım.

Emzirebildiğim için hep şükrettim ve şükretmeye devam ediyorum.  Ama herhangi sağlık sebebiyle ya da sütü olmaması sebebiyle emziremeyen anneler tahmin edebiliyorum anlayabiliyorum ne kadar zor olduğunu duygusal açıdan, fakat bebeğiniz sizinle yanınızda ona daha çok sarılın sütüm yok emziremedim düşüncelerinizi çıkarın aklınızdan. Bebeğimleyim, sağlıklıyız, mutluyuz daha çok mutlu olacağız düşünceleriniz duygularınız kaplasın tüm hücrelerinizi. Tüm temennim budur. Fakat diğer yandan keyfi sebeplerle estetik sebeplerle emzirmeyen anneleri hiçbir zaman anlamıyorum, anlamayacağım anlamak da istemiyorum.

Doğan her bebeğin anne sütünün tadına vararak büyümesi dileğimle.

Emziren anneler Sütünüzle Kalın…
Emziremeyen anneler Sağlıkla Kalın…

Mavibebeğim’den Sevgiler…

Pegasus'tan Müthiş Doğum Günü Sürprizi

Düşününce biz annelerin hayatta en çok heyecanlandığı ve hiçbir zaman da unutmayacağı (unutmak da istemeyeceği) an, bebeklerimizin doğum anıdır! Doğumda bebeğimin ilk defa ağlarken çıkardığı ses hâlâ kulaklarımda. 🙂

Doğumdan sonra yüzlerine her baktığımızda bu heyecanın onlarla birlikte hızla büyüdüğünü de hissederiz. Bu yüzdendir ki bebeklerimizin doğum günleri hem onlar hem de bizim için çok önemli! 🙂

Pegasus bu heyecanımızı görüp yaşadığımız bu mutluluğu daha da artırarak çocuklarımızın doğum günlerini uçaklarında kutlamaya başladı! Hem çocukları hem de bizi çok mutlu ediyor!

Tüm anne babalar bu videoyu izlemeli. 🙂 http://youtu.be/hKi6S_iZxLM

Bir boomads advertorial içeriğidir.

 

Aquafresh – Küçük ağızların uzmanı

Anne ya da baba olarak, çocuğunuzun hayat boyu daha sağlıklı ve daha temiz dişlere sahip olması için ihtiyacı olan doğru diş fırçalama ve yeme alışkanlıklarını
en iyi siz kazandırabilirsiniz. 
Çocuğunuzun dişleri yüzde 50 daha incedir. Bu yüzden uzman korumamıza ihtiyaçları vardır. Çocuğunuzun yaşına uygun hazırlanmış Aquafresh Kids ile çocuklarınızın dişlerini rahatlıkla koruyabilirsiniz. 

Daha fazla bilgi için lütfen Facebook sayfamızı ziyaret edin: https://www.facebook.com/aquafreshtr

Bir boomads advertorial içeriğidir.