Kategori arşivi: PAYLAŞMAK GÜZELDİR

Çocuklarımızın Zekasını Geliştirmek İçin Tavsiyeler

Üstün Zekalılar Enstitüsünden Gürkan Yaşar Bey ile yaptığımız söyleşide Gürkan Bey, bizlere çocuklarımızın zekasını geliştirebilmek için harika önerilerde bulundu. “Paylaşmak Güzeldir” inancımla bu harika söyleşiyi sizlerle paylaşmak istiyorum:

Çocuklarımızın zeka gelişimi için önerileriniz nelerdir?

• Çocuğunuzu ’bilgisayar oyunu yazsan, nasıl bir oyun olurdu. Kahramanları, oyun kuralları vb. hakkında neler yapardın? ’ gibi sorular sorarak düşünmeye teşvik edebilirsiniz.
• Yeni bir yemek hazırlasan, içine neleri farklı koyar, nasıl bir yemek yapardın sorusu üzerinde birlikte fikir yürütebilirsiniz.
• Çocuğunuzla gazetede okuduğunuz ve televizyonda izlediğiniz haberleri tartışabilirsiniz. Çocuğunuza güncel konular hakkında kendi fikirlerini sorabilir, Dünya ’da olan olaylar hakkında eleştirel düşünmesini teşvik edebilirsiniz.
• Çocuğunuzun evde hangi konularda zorlandığını birlikte saptayıp, onunla birlikte onun için gerekli “özel kuralları” oluşturabilirsiniz. Örneğin; önceden saatlere göre düzenlenmiş şablon bir ders çalışma programını uygulamak yerine, çocuğunuzun ihtiyaç ve isteklerine yönelik özel bir programı birlikte oluşturabilirsiniz.
• Kuralları kendi sözcükleri ile ifade ederek öğrenmesine yardımcı olabilirsiniz.
• Hangi istisna durumların kuralları bozabileceğini birlikte düşünebilirsiniz.
• Ondan, örneğin ailenin birlikte yaşamasını kolaylaştıracak kurallar oluşturmasını isteyebilir, daha sonra bu kuralların takibi görevini ona verebilirsiniz.
• Herhangi bir oyunun kurallarını ve nasıl oynandığını açıklaması da ona yardımcı olacaktır.
• Kendisini lider pozisyonlarında hayal ettirerek, kurallar koymasını isteyebilirsiniz. Örneğin, ”Apartman yöneticisi olsaydın, apartman sakinleri ve görevlisi için ne gibi kuralları, ne sebeple koyardın?” gibi.
• Kurallara uyma konusunda çocuğunuza model olabilirsiniz. Evin içinde koyduğunuz kuralları beraber uygulamanız daha sonra çocuğunuzun bu kuralları tek başına da uygulamasına yardımcı olacaktır.
• Çocuğunuz kurallara uygun davrandığında onu takdir ettiğinizi gösterebilirsiniz. Böylece çocuğunuzun kurallara uygun davranışı ileride daha sık sergilemesini desteklemiş olursunuz.
• Çocuğunuzu kurallarını kendi koyacağı bir oyun üretmesi konusunda cesaretlendirebilirsiniz. Daha sonra bu oyunu beraber oynayarak, çocuğunuza kurallara uyma konusunda model olabilirsiniz.
• Çocuğunuzun kuralları oyunlarla öğrenmesini sağlayabilirsiniz. Birlikte kazanmanın kurallara bağlı olduğu bir oyun oynayabilirsiniz.
• Kurallara uyulmadığında sonuçlarının neler olabileceğini birlikte değerlendirebilirsiniz.
• ”Beyin fırtınası” teşvik edilmelidir. Çocuğunuzun bir konuya bulabildiği kadar yaklaşım oluşturması, bir sorunun çözümü için aklına gelen bütün çözüm önerilerini dile getirmesi ve en uygun çözüm seçmesine teşvik edebilirsiniz.
• Arkadaşlarına iltifat ve beğenisini nasıl sunacağını öğretebilirsiniz. ’Bugün saçını çok beğendim’.’ Ayakkabın yeni mi? ’Yazın çok güzel’ gibi.
• Aykırı fikirlerini diğerlerini incitmeden nasıl söyleyebileceğini öğretebilir, bu konuda örnek alabilirsiniz. ’İlginç bir düşünce ama ben senin fikrine (sana) katılmıyorum…’
• Çocuğunuza fikirlerini ifade etme konusunda destek olabilir, onu bu konuda cesaretlendirebilirsiniz. Gerektiği durumlarda çocuğunuzun da fikrini almak bu becerisinin gelişmesine yardımcı olacaktır.
• Televizyonun sesini kapatarak, şimdi sence ne oluyor? Bu kadın ne hissetti, neden ağlıyor? Gibi duyguları adlandıracağınız çalışmalar yapabilirsiniz.
• Günlük yüz mimiklerine, beden hareketlerine bakarak, aile üyelerinin duygularını anlaması için ’Şu anda duygum ne? Oyunu oynayabilirsiniz.
• Çocuğunuzun karşılaştığı karmaşık görünen bir durumun, planlandığında kolayca çözülebilecek bir problem olduğunu fark etmesini sağlayabilirsiniz. Örneğin “odasını toplama” işini bir problem durumu olarak ele alıp, adım adım planlayarak tamamlaması konusunda yol gösterebilirsiniz.
• Çözmesi gereken sorunun bitmiş halinin nasıl görüneceğini zihninde canlandırmasını isteyebilirsiniz. Örneğin, ”odanı toplayıp düzenlediğinde nasıl görüneceğini, hangi eşyanın nerede daha iyi olabileceğini gözünde canlandır.” Bu, onu çözümü bulma konusunda motive edecektir.
• Çocuğunuz herhangi bir konuda çözüm aradığında, ondan daha önce benzeri durumlarda izlediği yolları düşünmesini ve anlatmasını isteyebilirsiniz.
• Çocuğunuzdan sabah gününün planını yapmasını isteyebilir, akşam da birlikte bu planın üstünden geçebilirsiniz.
• Çocuğunuzun ilgi alanına giren konular hakkında basmakalıp (örneğin ”iyi-kötü”, “güzel-çirkin ”şeklinde) yorumlar dışında kendine ait değerlendirmeler yapması için onu yüreklendirebilir, ona örnekler sunabilirsiniz. Seyrettiğiniz bazı filmleri, okuduğunuz bazı kitapları onunla birlikte eleştirebilir, kendi bakış açısını oluşturmasını sağlayabilirsiniz.
• Çocuğunuzu çeşitli durumlarla, insanların çeşitli davranışları ile ilgili olarak zihinsel dedektiflik yapması için teşvik edin. Mümkün olan her bakış acısını, niyeti ve amacı tarif ettirmeye çalışın. Örneğin; basında çıkan rakamları veya bir konuşmacının söylediklerini birlikte değerlendirebilirsiniz. “Sence bu kredi kartı reklamının amacı ne? “ ya da “Adam bize toplumdaki suçluların, suç işleme nedenlerinin neler olduğunu söylemeye çalışıyor?” gibi.
• Herhangi bir görüşü o kişinin niçin söylemiş olabileceğini onunla tartışmanız çocuğunuzu etraflı düşünmeye teşvik edebilir.
• Her gün, o gün yaşadığınız sosyal problemleri, bu problemlerden sonra sadece sizde oluşan duyguları çocuğunuz ile paylaşabilirsiniz.(Aktardığınız problemlerin şiddeti çocuğun kaldırabileceği düzeyde olmalıdır.)
• Okulda veya okul dışında değişik aktivitelere katılmasını teşvik edebilirsiniz. Hafta sonları değişik sosyal ortamlarda olması için birlikte (maça gitme, sergi gezme, parka gitme, arkadaş ile buluşma vb.) planlar yapabilirsiniz.
• Küçük alışverişleri yardımsız, kendi kendine yapması gerekirse aldığı malı iade etmesi veya değiştirmesi için teşvik edebilirsiniz.
• Çocuğunuza lokantada kendi siparişini verme, açık büfeden kendi yemeğini alma gibi görevler verebilirsiniz.
• Duygusal değişimlerini fark etmesi için izlediğiniz filmlerdeki kahramanlarda oluşan duyguları “ Bu kadın ne hissetti? Neden bu kadar güldü? Neden bozuldu?“ vs. gibi sorular sorabilir ve bu soruların üzerinde konuşabilirsiniz.
• Arkadaşları ile oynayabileceği grup oyunları organize edebilirsiniz.
• Arkadaşları ile paylaşabileceği fıkralar öğretebilir, fıkra kitapları alabilirsiniz.
• Dış görünüşünüzde değişiklikler yaptığınızda (saçınızı kestirdiğinize veya boyattığınızda vb.) çocuğunuzun yorumlarını da anlatmasını isteyebilirsiniz.
• Alınan hediyelerin ne şekilde açılıp, bu hediyelere nasıl tepki verilmesi gerektiği konusunda çocuğunuza model olabilirsiniz. Hediye veren kişinin yanında açılır, beğenilse de beğenilmese de düşünüldüğü için teşekkür edilir gibi.
• Yaşına uygun nitelikte ve süredeki “Yaz ve Kış “ kamplarına gönderebilirsiniz.
• Akraba, dost ve arkadaşlarınızın evlerinde, yazlıklarında yatılı olarak misafir kalabilir. Böylece farklı bir aile, farklı iletişim metotları görecek ve misafir olmanın gerekliliklerini yaşayacaktır.
• Eve gelen konukları karşılama, ikramlarda bulunma vb. konularda rol almasını sağlayabilirsiniz.
• Ajandasına arkadaşlarının doğum günlerini not edip, gününde telefon veya mail aracılığı ile kutlamasını sağlayabilirsiniz.
• Arkadaşları ile oyun kurabilmesi için değişik oyunlar öğretebilirsiniz.
• Oyuna katılmak için ‘ oynayabilir miyim?’ şeklinde izin almak yerine ‘çok güzel oynuyorsunuz, ben de oynamak istiyorum’ şeklinde isteklerini direk ifade eden bir yaklaşım öğretebilirsiniz.
• Arkadaşça olan ve arkadaşça olmayan davranışları bularak liste yapmasını sağlayabilirsiniz.
• Evde okumalar sırasında; ‘haber spikeri’ oyunu yapabilirsiniz. Örneğin; çocuğunuz bir sayfayı çalışıp; videoya veya banda ‘haber spikeri’ olarak okuyabilir. Sonra evde birlikte yayınlayabilirsiniz.
• Çocuğun hangi öğrenme kanalı ile rahat öğrendiğini saptayıp o kanalı daha verimli kullanmasını sağlamak önemlidir. İşitsel yani kuvvetli olan çocuk ile çalışırken, gelen bilgi sözel olarak tanımlanmalı, görsel yani kuvvetli olan çocuk ile çalışırken, gelen bilgi resme, şekle, şemaya dönüştürülmelidir. Böylece bilgi hafızaya iyi bir giriş yapacaktır. Çocuğunuzun görsel alanı biraz daha güçlüdür.
• Çocuğunuza sıralı bir yönerge verebilirsiniz. Sonra ondan bu yönergeyi sözlü tekrar etmesini, sonrada uygulamasını isteyebilirsiniz. ”Yatağının yanındaki dolabın alttan üçüncü çekmecesinden siyah çorabını getir misin” gibi. Bu yönergeleri anlama durumuna göre basitten karmaşığa, oyunlaştırarak ya da gelişmesinde yönelik olduğunu paylaşarak aktarabilirsiniz.
• Bir kişinin giyim şeklini ona sözel olarak tasvir edebilir; sözlü olarak tekrarlanmasını ya da gözünde canlandırarak resmini yapmasını isteyebilirsiniz.
• Çocuğunuzla birlikte bir kek yada pasta yapıp, bitirdikten sonra malzemelerin ne olduğunu hatırlamasını isteyebilirsiniz.
• Üstünüzde, saatinizi diğer kolunuza takmak, saçınızı toplamak, hırkanızı çıkarmak vs. gibi herhangi bir değişiklik yaparak, arkasını döndükten sonra bu değişikliği bulmasını isteyebilirsiniz.
• Bedenini tanımasını ve kullanmasını sağlayacak, aktivitesini düzenleyecek spor, beden, sanat faaliyetlerine katılması yararlı olacaktır.
• Sofra kurmayı, çekmece düzenlemeyi, oda toplamayı adımlara bölerek öğretmek faydalı olacaktır.
• Çocuğunuzun günlük hayatta karşılaştığı problemlerin çözümünde hemen kendi fikrinizi söylemek yerine onun da bir fikir oluşturmasını sağlayabilirsiniz.
• Kendi problemleri için kendi çözümlerini bulması konusunda çocuğunuza zaman tanımak gerekebilir. Acele etmeyiniz, sabırla onu çözüm üretmesi için teşvik ediniz.
• Sosyal problemlerin çözümü konusunda çocuğunuza model olabilir, zorlandığınız sosyal olayları ve çözüm yöntemlerinizi onunla paylaşarak çözüm dağarcığını geliştirebilirsiniz. Ancak bu “öğüt” değil, “sohbet” havasında yürüyen bir konuşma olmalıdır.
• Okul sonrası saatlerde okul arkadaşlarını ve ailelerini davet edebileceğiniz sosyal ortamların yaratılmasında yardımcı olabilirsiniz. Örneğin; ev partileri düzenleyebilir, arkadaş ziyaretlerine gidebilir, “ sinema ve yemek” organizasyonları yapabilirsiniz.
• Beraberce sevdiği filmleri izleyip sonra bir başkasına özetleyerek anlatmasını isteyebilirsiniz. Dinleyen kişi de film hakkında merakını giderecek sorular sorarak çocuğu detaylı anlatıma teşvik edebilir.
• Okumak onun için çok zorsa, arada bir kaset ve CD’lere kaydedilmiş kitapları, romanları dinletebilirsiniz.
• Çocuğunuzun ‘gerçekten okuması gereken ‘ daha edebi ve anlaşılması iyi bir dil becerisi gerektiren kitapları daha sonraya bırakarak, onun sevdiği türde kitapları seçmesini izin vermelisiniz.
• Okuma ve yazma becerilerini geliştirmek için onu bıktırmadan sistemli okuma ve yazma egzersizleri yaptırabilirsiniz. Okuma ve yazma becerilerinin haftalık değerlendirmelerini (Örneğin;1 dakikada kaç kelime okuduğu, bir paragraf yazıda kaç tane hatası olduğu vb.) yapıp gelişimini grafiklerle somutlaştırabilir ve belirli adımlarda ödüllendirebilirsiniz.
• Resimli, küçük öyküler yazma konusunda çocuğunuzu cesaretlendirebilirsiniz.
• Birlikte okuduğunuz hikâyelere farklı sonlar yazabilirsiniz.
• Bir konu belirleyerek, çocuğunuzu aile içinde röportajlar yapması için teşvik edebilirsiniz.
• Kelime oyunları oynatabilirsiniz. Örneğin; “ters ve düz okunuşu aynı olan kelimeler bulma”, “son harfi t olan kelimeler bulma “ vb.
• Çocuğunuzu yazmaya cesaretlendirmek için geçirdiği herhangi bir gün ile ilgili birkaç cümle yazmasını isteyebilir daha sonra yazdıkları hakkında konuşabilirsiniz.
• Çocuğunuzun sizi yazarken ve okurken görmesini sağlayabilir ve bunun önemini anlatabilirsiniz. Sizi yazarken ve okurken görmek onun da yazmayı ve okumayı istemesini sağlayabilir.
• Çocuğunuzu tatile veya alışverişe çıkmadan önce ihtiyaç listesi yapmak için cesaretlendirebilirsiniz. Başlangıçta çocuğunuza yardım etmeniz gerekebilir ancak daha sonra onu ihtiyaç listesini kendi başına yapması için onu destekleyebilirsiniz.
• Mutlaka bir okuma zamanı oluşturun. Beraber okuduğunuz hikâyeler hakkında konuşabilir, okuyacağınız kitapların ilgisini çekecek kitaplar olmasına özen gösterebilirsiniz.
• Çocuğunuzdan bir durum ile ilgili kafiyeli kelimeler listesi çıkarmasını isteyebilirsiniz.(Örneğin; okulda kullandığı malzemelerden kafiyeli olanların listesini çıkarmasını sağlayabilirsiniz.)
• Çocuğunuz ile kelime oyunları oynayabilirsiniz. Örneğin; yüksek sesle bir kelimeyi harfleri karışık şekilde söyleyebilir, ondan doğrusunu söylemesini isteyebilirsiniz.(Bunu yazarak ta oynayabilirsiniz.)
• Sıraya koyması gereken şeyleri zihinde kolayca canlandırmak için çizerek öğretebilir, görsel materyal ve kitaplar kullanabilir, resimli hikâye haline getirilmiş afişler, çizelgeler hazırlayabilirsiniz.
• Ritmik müzik aletlerini kullanmak (davul gibi vurmalı sazlar ) ya da ritmik hareketlere dayalı spor dalları (tenis, jimnastik vb.) ve dans çalışmaları yapmak çocuğunuzun sıralama becerisinin gelişmesine yardımcı olacaktır.
• İzlediği filmleri, okuduğu kitapları olayların akış sırasına göre anlattırmak, çocuğunuzun sırlama becerisini geliştirecektir.
• Sayıların sırasına dayalı “sayı bulmacaları” çocuğunuzun ardışık düzenleme becerisini geliştirecektir.
• Film, fıkra, hikâye öğretmek ve bunları arkadaşlarına anlattırmak geliştirici olabilir.
• İleri ve geri sıralama oyunları oynayabilirsiniz. Bunu sayılarla veya kelimelerle yapabilirsiniz. Örneğin; 100’den geriye 2’şer sayma veya “Abidin” kelimesinin harflerini sondan başa sıralama vb.
• Sevdiği bir oyunun nasıl oynandığını sıra ile anlatabilirsiniz.
• Bebekliğinden bu güne kendisine ait resimleri kronolojik sıralayarak albüm yapmasını sağlayabilirsiniz.
• Akraba çocuklarını (yeğen, kuzen) ya da tüm arkadaşlarını doğum tarihlerine (gün ve ay olarak) göre küçükten büyüğe doğru listelemesini isteyebilirsiniz.
• Çocuğunuza ayları mevsimlere bölerek öğretebilirsiniz. Daha sonra “Yazdan önce hangi mevsim gelir?” gibi çalışmalar yapabilirsiniz.
• Çocuğunuzun cebinizde bulunan bozuk ya da kâğıt paraları küçükten büyüğe doğru sırlamasını isteyebilirsiniz.
• Çocuğunuzun tüm programını sadece görselleşmeye veya (bilgisayar, televizyon vb.) etkinliklerle doldurmamanız bunların yanında tiyatro izleme, münazara, okuma, bulmaca çözme vb. etkinliklere de yer ver vermeniz faydalı olacaktır. Daha sonra bu etkinliklerle ilgili sohbet edebilirsiniz.
• Kitap okuyarak çocuğunuza model olabilirsiniz. Ancak, kitap çocuğunuz ile aranızda sürekli bir iletişim engeli oluyorsa ters etki yapacaktır. Çocuğunuzun gerçekten size ihtiyaç duyduğu anlarda kitap okuyarak iletişiminizi kesmemelisiniz.
• Bilmeceler, bulmacalar, tekerlemeler, scrabble gibi kelimelere dayalı oyunlar oynayabilirsiniz.
• ”Tabu” gibi oyunlar ifade becerisini geliştirmekte yardımcı olacaktır.
• Günlük tutmasını destekleyebilirsiniz.
• Beraberce sevdiği filmleri izleyip sonra bir başkasına özetleyerek anlatmasını isteyebilirsiniz. Dinleyen kişi de film hakkında merakını giderecek sorular sorarak çocuğu detaylı anlatıma teşvik edebilir.
• Okumak onun için çok zorsa, arada bir kaset ve CD’lere kaydedilmiş kitapları, romanları dinletebilirsiniz.
• Çocuğunuzun ‘gerçekten okuması gereken ‘ daha edebi ve anlaşılması iyi bir dil becerisi gerektiren kitapları daha sonraya bırakarak, onun sevdiği türde kitapları seçmesine izin verebilirsiniz.
• Okuma ve yazma becerilerini geliştirmek için onu bıktırmada sistemli okuma ve yazma egzersizleri yaptırabilirsiniz. Okuma ve yazma becerilerinin haftalık değerlendirmelerini (Örneğin; 1 dakikada kaç kelime okuduğu, bir paragraf yazıda kaç tane hatası olduğu vb.) yapıp gelişimini grafiklerle somutlaştırabilir ve belirli adımlarla ödüllendirebilirsiniz.
• Çocuğunuzun sorduğu soruları sabırla ve büyük zevkle yanıtlamaya hazır olun.
• Çocuğunuzun sorduğu sorulardan yola çıkarak onu ilgilendiği konuları araştırmaya yönlendirin.
• Zihinsel büyümesi kadar, fiziksel ve toplumsal becerilerini geliştirmesini teşvik edin.
• Çocuğunuzun, zihinsel gelişimleri ne olursa olsun tüm diğer akranları ile geçinmeyi öğrenebilecekleri ortam hazırlayın.
• Çocuğunuzu asla, diğer çocuklarınızla veya akranları ile kıyaslamayın.
• Çocuğunuz için evde uyması gereken kurallar ve ölçütleri onunla birlikte belirleyin, eşler arasında tutarlılık olmasına özen gösterin.
• Asla evin PATRONU olmasına izin vermeyin, ancak kararları almada katılımını sağlayın ve mutlaka evde sorumluluklar ve görevler almasını sağlayın.
• İlgi, yönelim ve isteklerini belirleyebilmesi için seçenekli ortamlar hazırlayın.
• Başarılarını ne abartın ne de umursamaz ya da olduğundan aşağı biçimde değerlendirin.
• Beklentilerinizi çok aşağı ya da çok yukarıda tutmayın.
• Çocuğun ilgi ve üstünlük gösterdiği dallarda ana babalar yetersiz kaldığı zaman, olanakları el verdiğince özel ders, kurs vb. kolaylıkları sağlamalıdır.
• Öğrencimizin ilgisini çekebilecek dikkat ve zeka gelişimini destekleyen materyallerle çalışılabilir. Ailecek yapılacak bu etkinlikler hem aile iletişimini pekiştirir hem Öğrencimizin akademik gelişimine destek olur.www.ustunzekalilar.com sitesinden sipariş verebilirsiniz
• Öğrencimizin spor aktivitelerine katılması da grup etkileşimine girmesini sağlar. Talimatlara uyumu, aile ilişkileri istendik seviyededir. Bu öğrencimizin ilerideki yaşamını kolaylaştıracağı beklenmektedir.
• İlgi duydukları alan belirlenirse okuldaki kulüplerden daha anlamlı şekilde faydalanmaları sağlanabilir.

Gürkan Yaşar Bey’e biz anne ve babalar için paylaştığı bu bilgiler ışığında sonsuz teşekkür ediyorum.
www.ustunzekalilar.org

Mükemmel Anne Olmayın, Mutlu Anne Olun…

Mutlu bir çocuğunuz olsun istiyorsanız, önce sizler anne baba olarak mutlu olmaya çalışın. Bunun için mükemmelliği bırakın kenara, koşmayın mükemmeliğin peşinden, neden mükemmel değilim diye endişe, kaygı, üzüntü yaşamayın boşuna. Mutlu anne, baba olmak mükemmel anne baba olmaktan çok daha değerli ve önemli çocuğunuz için.

Mükemmel olmaya çalışırsanız, hatalarınızda üzülür, sinirlenir, kaygılanır ve huzursuz bir ruh hali yaşarsınız hep. Çünkü daha iyisi hep vardır ya da daha iyisini yapmalıyım derdinden çocuğunuz ile geçirdiğiniz mutlu zamanlar azalırken stresli zamanların çokluğu alır başını gider.

Mükemmel olmaya çalışırsanız hep bir şeyler öğretmeye çalışırsınız oyun oynarken bile. Oyundan sıkılsa bile çocuğunuz bitmedi daha oynamalıyız görevi alır gider sizi. Ama mutlu olmaya çalışırsanız hep tadını çıkarırsınız oynadığınız oyunun, birlikte eğlenirsiniz, zaten çocuğunuz eğlenerek sizin öğretmenize ihtiyaç duymadan oyunla öğreniyor çoğu şeyi.

Mükemmel olmaya çalışırsanız, beslenme saatleri de kabusa döner. Çünkü dökmeden tertemiz ve kusursuzca yemek yemesini beklersiniz, tabağını bitirmesi için baskı yaparsınız, yemeğini benim gibi neden yemiyor dersiniz , bir büyük gibi hareket etmesini beklersiniz, beklentiniz karşılanmazsa hayal kırıklığı sinire dönüverir birden. Ama mutlu olmaya çalışırsanız beslenmede de keyif çalar kapınızı. Dökse de heryere bulaştırsa da önemli değildir, nasıl olsa temizlenir , nasıl olsa sadece keyifle yemesi önemlidir sizin için, zaten keyif varsa beslenme de kolaylaşıverir birden.

Mükemmel olmaya çalışırsanız, kendi yaşanmışlıklarınızda giriverir devreye. Çocukken yapamadıklarınız ya da olmak isteyip olamadığınız meslek seçimleri. Çocuklarınızın peşinden doktor ol, mühendis ol, avukat ol gibi söylemler koşturuverir. Ama mutlu olmaya çalışırsanız, çocuğunuzdan en önemli beklentiniz mutlu olmasını, mutlu bir seçim yapmasını beklersiniz. Zaten mutlulukla yapılan bir mesleğin, adı ne olursa olsun, çok büyük başarıları da beraberinde getireceğini bilirsiniz çünkü.

Mükemmel olmaya çalışırsanız, internette kadın forumlarında buluverirsiniz kendinizi. “Bugün bebeğim çok salatalık yedi, zararı olur mu” diye açıverirsiniz konuyu forumda, bir bakarsınız ki “fazla salatalık suyu vücütta ödem yapmış, zehirlemiş komşunun kızı ” cevabını görüverirsiniz. Ama mutlu olmaya çalışırsanız yediğiniz salatalığında şişmiş göbeğinde gülümseyen yüzlerle tadını çıkarırsınız.

Mükemmel olmaya çalışırsanız korku sarar tüm benliğinizi. En iyi benim çocuğum olsun, en zeki benim çocuğum olsun, onbeş dil bilsin, piyano çalarken resim yapabilsin derken buluverirsiniz kendinizi.  Huzursuz , rekabetçi ve baskıyla mutsuz bir çocuğunuz oluverir sonra ama onbeş dil biliyordur olsun dimi!

Mükemmel olmaya çalışırsanız stres kaplayıverir tüm bedeninizi. Hani siz mükemmel annesiniz ya, mükemmelliğimin bir parçası da ben hissettirmem stresimi, yaşarım içimde tolere ederim diye düşünürsünüz ya, öyle değildir işte, öyle güzel hissederler ki stresinizi, gülümsemeye çalışsanız bile. Ama mutlu anne olursanız mutlu bir çocuğunuz da olur, hisseder, duyar , anlar ve özümser çünkü.

Mükemmel olmaya çalışmayın çünkü mükemmelik aslında öyle değişkendir ki kişiden kişiye, öyle büyük beklentilere ve huzursuzluklara sokar ki insanı.

Mutlu olmaya çalışın çünkü siz mutlu oldukça çocuğunuz da mutlu bir birey olacak, çevrenizde de mutlu bireyler olacak.

Mükemmel olmaya çalışmayın…

Anne olun…

Mutlu anneler olun…

Ve unutmayın olur mu…Mükemmelik değildir bulaşıcı olan, mutluluktur.

Ebeveyn Koçu İnci Akbay

 

Günümüz Problemi: Bakıcı

Bebeğim 1 yaşına gelene kadar ev işlerine yardımcı olmak üzere haftada bir iki gün ( yarım gün ) yardımcı bir bayan gelirdi. İşlerim ve eğitimlerim yoğunlaşınca eve yatılı yardımcı almaya karar verdik. Çünkü sadece bebeğimin uyku zamanlarında işlerimi yapabiliyordum.  Özellikle bebeğimi gece uykusuna yatırdıktan sonra başlıyordu benim için mesai. Her gece dördü buluyordu yatışım, bilgisayar işlerim, eğitim seminer hazırlıkları vb gibi. Ve ailemin çok uzakta İzmirde yaşıyor olması, İstanbulda çok yoğun olduğum dönemlerde bize eşlik edebilecek bir yakınımızın olmaması ( olması ama olmaması aslında ) gibi sebeplerden bir yardımcımız, bize eşlik edecek bir yaşam arkadaşımız olsun dedik. Bu sebeple bütün ev işleri yardımcımızda olsun, benim çalışmam gereken zamanlarda bebeğimle arada oyunlar oynasın düşüncesiyle başladık yardımcı aramaya. İşin en kolay kısmıymış aslında karar vermek ve aramak.

Başladık yardımcı aramaya, ajansları arıyoruz istediğimiz özellikleri söylüyoruz, çevreye sağa sola haber bırakıyoruz. Derken ilk yardımcımızı bulduk. Türkmen bir bayan. Tam bir ay çalışıp maaşını aldıktan hemen sonra çalışmak istemediğini söyledi. Biz de yeni birini bulana kadar daha çalışmasını istedik. O gece evimizin bahçesine çıkıp çığlık çığlığa bağırmaya , kendini yerden yere atmaya başladı. Hastalığı varmış dediğine göre. Ama sanki rol yapıyordu. Hemen ambulansı aradım yanında, gelirken polisin de eşlik etmesini istedim. Polis lafını duyar duymaz kriz geçiren kendini yerden yere atan bayan birden iyileşti, geçti bahçedeki sandalyeye oturdu ve polisi karıştırmayın dedi. KURAL 1: Yabancı uyruklu yardımcıların ayrılmak istediklerinde ya da başka bir iş bulduklarında yaptıkları en büyük numara buymuş.

Biz yine başladık yardımcı arayışına. Yine bir Türkmen bayan bulduk. Her şeyi konuştuk yine baştan. “Evin tüm işi sende olacak, bebeğimin tüm bakımı bende olacak, sadece keyifli zamanlarında mesela bebeğim boya yaparken ona eşlik edeceksin, ben de işlerimi yapıyor olacağım” Anlaştık. “Yaparım yaparım her şeyi yaparım ” diyerek. Yine bir ay çalıştı, maaşını aldı ve ertesi günü izine çıktı ama ne gelen var ne giden. Aradık ben çalışmayacağım artık sizinle dedi ve ertesi günü birazcık daha fazla maaşla başka bir işe başladığını duyduk. KURAL 2: 10 dolar bile fazlasına sizi çok rahat yüzüstü bırakabiliyorlar.

Yine arayışlarımız başladı ama kırgınlıklar ve kızgınlıklar ile arayış içerisindeydik. Yine birini bulduk. Özbek bir bayan. Ve yine “yaparım yaparım herşeyi yaparım” dedi. Şaşırmadık hiç bu lafına tabiki de. Bu sefer iki ay sürdü birlikteliğimiz. Çünkü tek uğraşı telefon ve televizyondu malesef. 106 ekran televizyonu küçük buldu odasındaki. Bu çok büyük bir şımarıklıktı aslında. Ülkesinde 200 dolar iken doktor maaşı, bizim ülkemize gelip hiçbirşey yapmadan bunun kaç katını almak ve üstüne şımarıklık yapmak gerçekten sinir bozucuydu bizim için. Ama suç bizdeydi bu sefer. Çünkü biz zannedersem fazla iyi niyet gösterdik.  Evde kahve ve süt tozu ayrı ayrı varken, ben bunları içmem bana hazır karışmış olandan alın deme cesaretini yine biz verdik aslında. Ve yollarımız ayrıldı yine. KURAL 3: Herkes yerini bilecek. Hiçbir zaman ailenizden biriymiş gibi değil de, sınırlarınızın olduğu seviyenizi koruduğunuz bir çalışma ortamı olacak.

Yakın zamanda başlayacak yine bir yardımcımız. Bakalım sonumuz hayırlı olur inşallah bu sefer:)

Aklıma gelmişken diğer kurallardan da bahsedeyim. Benim dikkat ettiğim kurallar bunlar.

KURAL 4: Yatılı bir yardımcı arıyorsanız mutlaka yardımcınıza HIV Ag/Ab, Anti-HCV, HBsAgQ2 ve Syphilis testlerini yaptırın. ( Özellikle yabancı uyruklu ise )

KURAL 5: Eğer bir bakıcı arıyorsanız ve bulduysanız tam olarak tanıyana ve alışana kadar ( uzun dönem kalıcı olacağına inanana kadar ) bebeğinizin temel bakımını siz veya bir akrabanız yapsın. Yemek yedirmek, altını değiştirmek ve uyutmak. Fiziksel ihtiyaçlarını kim karşılarsa bebeğinizin, ona bağlanır. Ve bağlandığı kişinin birkaç ay sonra hayatından çıkması bebeğinizde şimdi farketmeyeceğiniz fakat ileride ortaya çıkabilecek sorunlar yaratabilir. Güvensizlik, bağlanma korkusu gibi.

KURAL 6: Diyelim ki bir yardımcı buldunuz ve birkaç ay sonra sizi terkedip gitti ya da yollarınızı ayırdınız. Bebeğinizin onu aramaması, onun eksikliğini fazla hissetmemesi için ilk bir hafta her gün beraber dışarı çıkın, parka gidin, oyunlar oynayın, oyuncaklara binin. Evinizde de dekorasyonda değişiklik yapın mutlaka. Bütün evi yeni eşyalarla değiştirin demek değil bu yanlış anlamayın. Koltuklarınızın yerini değiştirin, salona büyük bir tablo asın ya da salona bir oyun çadırı kurun gibi.

KURAL 7: Ne zor işlermiş bunlar demeyin hiç bir faydası yok. Ben çok dedim çünkü:)

Düzgün, sizi anlayan, ahlaklı insanlara denk gelmeniz dileğimle…

Sevgilerimle…

 

Kendi Hikayem Luzyo Kolyemde…

Her zaman sevmişimdir bir şey alırken ya da hazırlarken kendimden bir şeyler katmayı, kendime ait olduğunu ve benim için özel olduğunu hissetmeyi. Çünkü bana dair anılar koyarım hep içerisine, bu bazen küçücük bir not dahi olabilir, ya da bir gömlek üzerine baş harflerimizi işlediğim.

İşte tam bana göre bir kolye bulmuştum ben, hikayemi anlatabileceğim, beni anlatan.

Önce dilediğim boy, renk ve tarzdaki Luzyolocket’ı seçtim. Sonra sembollerden benim dünyamı anlatan sembolleri seçtim ve başladım hikayemi anlatmaya. İstediğim stildeki zinciri ekledikten sonra istediğim kolye ucu ile süsledim. İşte bana özel, beni anlatan Luzyo hikayem vardı artık.

Herkesin hikayesi gerçekten güzeldir, özeldir ve tektir; sadece kendine aittir.

Benim hikayemde seçtiğim sembollerde bir M harfi vardı hayatımın harfi diye düşündüğüm. Bebeğim Mavi’nin harfi.

Eylül ayı doğum taşı vardı, hayatımın ayı. Bebeğimin doğduğu ay.

Sonsuzluk ve şans vardı. Çünkü Mavi bizim hayatımıza sonsuz bir şans ile geldi.

Bir çiçek vardı seçtiğim sembollerde. Hiçbir kokuya benzemese de bebeğimin kokusu, en yakın bu şekilde anlatabilirdim diye düşündüm. Hani cennet kokar derler ya, işte ben o kokuda sarhoş oluyorum her gece.

Bir melek kanadı vardı ki büyük bir iyilikle geldi bize bebeğim. Onun iyiliği bize de herkese de yansımıştı sanki hepimiz yeniden doğmuş ve bütün iyilikleri çeker olmuştuk hayatımıza.

Ben kendi hikayemi taşıyorum artık boynumda.

Siz de kendi hikayenizi anlatmaya başlamak ister misiniz;)

www.luzdemia.com

Hikayelerinizle, en güzel anılarınızla ve mutlulukla kalın…

Oyunun Önemi ve Bebek İşaret Dili Kayseri Semineri

Kayseri Anneleri Ve Alpin Oyun Atölyesi, Kayseri Novotel’de seminer vermek üzere davet etmişti beni.

Uçaktan iner inmez beni Kayseri annelerinin kurucusu ve organizasyonun tatlı sahibesi Ayşegül karşıladı.Birlikte kahvelerimizi içip tatlı tatlı ön hazırlıklarımızı tamamladık önce. Aslında benim yapmam gereken pek de bir şey kalmamıştı. Ayşegül, organizasyonun en ince ayrıntısına kadar düşünmüş ve hazırlıklarını tamamlamıştı.

Novotel’de, keyifli bir kalabalık ile tanıştım önce. Sadece annelerin değil, babaların da katılımının olması çok hoşuma gitmişti. Çünkü çocuklarımızı tek başımıza yetiştirmiyoruz bizler. En önemli yardımcımız ve rol model alınan en önemli diğer kişi babalarımız çünkü.

Sunumuna “Oyunun Önemi” ile başladım. Klasik bildiğimiz şeyleri anlatmayı sevmem sunumlarımda. Zaten insanların bildiklerini, onlara tekrar anlatmaya gerek yoktur çünkü. Farklı bir bakış açıcı kazandırmaktır önemli olan.
“Oyunun Önemi”nde oyun oynamanın ne kadar ciddi bir iş olduğunu konuştuk, çocuklarımıza oyun oynayarak kişilik gelişimlerine neler katabileceğimizi konuştuk. Örneğin, oyun oynarken beklemenin, oyunun içerisinde bekleme oyunları yaparak aslında beklemeyi öğrenmenin ne kadar önemli olduğuna değindik. Çünkü en büyük “irade kontrol gücü”nü beklemeyi öğrenerek yapabiliriz bu hayatta. Bu gelecek için çok büyük bir erdem ve sağlam temelli başarı yollarını açar bize. Ne kadar küçük yaşta ve nasıl öğrenebileceğimizi konuştuk.
Oyun oynamanın bilişsel, duygusal ve sosyal faydalarından bahsettik ve oyun oynarken dikkat edeceğimiz püf noktalar neymiş baktık. Hani oyun oynamak ciddi bir iştir demiştim ya, işte bu ciddi işe tüm dikkatimizi verebilmemiz için etrafta dikkatimizi dağıtacak hiçbir şeyin olmaması gerektiğini konuştuk ve bunun için neler yapabileceğimizi.

“Oyunun Önemi” sunumumdan sonra bir ara verdik ve konuklarımızla kısa ama tatlı bir sohbet içerisine girdik.
Aradan sonra “Bebek İşaret Dili” sunumuma geçtik. Bu konuda ne kadar farkındalık yaratabilirsem o kadar iyi olur düşüncesindeyim hep. İnandığım ve çok önemsediğim bir konu Bebek İşaret Dili benim için. 12 aylık bir bebeğin, tüm ihtiyaçlarını hatta karmaşık düşüncelerini bile işaret dili ile nasıl kolay ve nasıl rahat anlatabildiği videoyu izledik, temel işaretleri öğrendikten sonra. Düşünsenize, bebeğiniz ağlamadan size bezini değiştirmenizi istediğini söylüyor ya da oyun oynamak istediğini söylüyor. Hem de daha bir yaşına bile girmemişken ya da yeni girmişken. Böyle bir durumun bebeğinizde yaratacağı özgüveni ve mutluluğu bir düşünün. Ve ebeveynleri de… Bebeğini anlayabildiği ve ihtiyacına hızlıca cevap verebildiği için karşılıklı sağlanacak sapasağlam ve olumlu etkileşimi düşünün. Hiçbir bebek huysuzluk ya da yaramazlık olsun diye ağlamaz ( bu kelimeleri hiç sevmem ve hiç kullanmam, anlaşılır olması açısından kullanıyorum. Çünkü huysuz demek huyu olmayan demek ve yaramaz demek işe yaramayan demek. Her bebeğin huyu vardır hem de çok güzel huyu vardır ve her bebek yarar hem de çok güzel yarar bu dünyaya. Siz de dikkat edin olur mu. Kurduğumuz cümlelerin hayatımızı şekillendirdiğini hep hatırlayalım olur mu) Bir bebek ağlıyorsa bir ihtiyacı olduğu için ağlıyordur. Fiziksel, zihinsel ya da duygusal bir ihtiyacı. İşte bu ihtiyacı bize anlatabilmeleri ve bizim de anlayabilmemiz için mükemmel bir iletişim yolu aslında Bebek İşaret Dili.
“Bebek İşaret Dili” anlatımım bittikten sonra duyarlı anne ve babalarımızın sorularını cevapladım.

Ve duyarlı anne babalarımızın katılımcı belgelerini imzalarken minik minik sohbetimiz devam etti.

Ve tatlı sahibemiz Ayşegül’ün buram buram kokan çiçeği kollarımla kavuştu.

Sonra da havaalanı yolu ve İstanbul’a geliş ve bebeğime sımsıkı sarılma ile bitti günüm.
Kayseri annelerine bu güzel organizasyonu için yürekten teşekkürlerimi ve bahsettiğim duyarlı anne ve babalarımıza kocaman alkışlarımı gönderiyorum bir kere daha.

Oyunla, sevgiyle ve işaretlerle kalmaya devam edin olur mu…

Sevgilerimle…

DSC_0067

DSC_0073

DSC_0077

DSC_0086

DSC_0109

 

DSC_0153

DSC_0170

DSC_0191DSC_0199

DSC_0239

DSC_0242

DSC_0262

 DSC_0251

Dikkat! Aynadaki Yansımam Büyüyor…

Çocuklarımız bizim aynamızdır aslında. Onların nasıl birer birey olmasını istiyorsak bizler anne baba olarak önce kendimize dönüp bakmalıyız. Çocuğumuzun yapmasını istediğimiz ama yapmadığı davranışlarda kendimizi sorgulamalı, kendimizde bu davranışları alışkanlık haline getirmeliyiz. Onlar bizim aynamız unutmayın. Gelin bir uygulama yapalım beraber:

Gözlerinizi kapatın ve kendinizi bir aynanın karşısında düşünün şimdi.
Sizin elinizde hiçbir şey yok, aynanın karşısına oturdunuz.
Aynaya kitap oku deyin / kitap okumanı istiyorum / kitap okumak çok faydalıdır vb deyin ve uzaklaşın aynanın karşısından.
Sonra tekrar gelin aynanın karşısına. Aynadaki görüntünüze bakın, elleriniz hala bomboş. “Kitap okumaktan bahsettim ama senin elinde hala kitap yok “ diye düşünmeye başlayın. “Bu kitabı okumanı istiyorum “ deyin ve tekrar uzaklaşın.
Tekrar gelin aynanın karşısına , yine aynadaki görüntünüzde değişen hiçbir şey olmayacaktır.
İsterseniz binlerce kere gidin gelin oturun aynanın karşısına, ister kızın ister tatlı tatlı anlatın. Bu sonuç hiçbir zaman değişmeyecektir.
Sonucu sadece siz elinize bir kitap alıp okumaya başladığında değiştiğini görebilirsiniz. İşte o zaman belki de hiçbir şey söylemenize bile gerek kalmaz.

Bu bir örnekti sadece. Kitap okuma örneği. Bunun daha başka boyutlarını da düşünün lütfen. Saygılı olmak, yalan söylemek, paylaşmak ve daha bir sürüsü…

Unutmayın taşın üzerinde damlayan suların taşı şekillendirmesi gibi, zamanla çocuklarımızın karakteri şekillenir ve çocukluk döneminde gerçekleşen karakter şekillenmesi, kişilik oturması ile çocukluk kapısı bir daha açılmamak üzere kapanır.

Peki neyi yanlış ya da neyi doğru yapıyorum acaba diye düşünüyorsanız bunun da çok basit bir çözümü var aslında. Eşiniz , siz ve tamamen tarafsız bir arkadaşınızı/komşunuzu ya da tanıdığınız birini alın yanınıza ve çocuğunuzun evcilik oynaması için bir ortam oluşturun.
Siz, eşiniz ve arkadaşınız çocuğunuz evcilik oynarken gözlemleyin çocuğunuzu, notlar alarak. Oyuncağına bağırdı mı ya da bebeğinden bir şey istediğinde ve yapmadığında sinirlendi mi ya da bebeğine yemeğini yedirirken hırçın mı davranıyor, bebeğini uyutmak için nasıl bir yol izliyor, oyuncaklarına nasıl yaklaşıyor, nazik mi yoksa hırçın mı vb gibi.
Sonra üçünüz aldığınız notlar üzerinde konuşun ve sadece düşünün.
Ve düşünürken de şunu hep aklınızın bir köşesinde tutun. Çocuklar duyduklarını değil, gördüklerini yaparlar ve bu hayattaki en büyük taklit ustalarıdır. Annelerinin, babalarının taklit ustasıdırlar.

İşte bu yüzden çocuğum çok yaramaz, çok huysuz, çok sinirli, hiç söz dinlemiyor vb diye konuşurken durun bir düşünün. Belki de siz çok sinirlisiniz ya da belki de siz çocuğunuzu dinlemiyorsunuz ve onlar sadece sizi taklit ediyorlar.

Ebeveyn Koçu İnci Akbay

Okusak Büyüsek

Oldum olası sevmişimdir okumayı, kitapları , defterleri. Hala ne zaman bir kırtasiyeye girsem kaybederim kendimi. Fakat ömrümün en yoğun, en uykusuz ve en yorgun ( fiziken en yorgun ama ruhen en huzurlu ) dönemimde okudum ben hayatımda okumadığım kadar çok kitap. Mavi’nin doğumuyla başlayan bir dönemdi benim için.
Çok ciddi sayıda kitap okudum şu 11 buçuk ay süresince. Ortalama haftada 2 kitap bitiriyordum. Beğendiğim yerlerin altını çiziyor ya da işaretliyorum sadece çizdiğim ya da işaretlediğim yerleri okuyordum. Bazen de ben özetliyordum kitabı.
Bu süre zarfında en beğendiğim kitaplar ve bu kitaplardan can alıcı birkaç cümle:

20140903_155103

Akıllı Bebekler Akademisi- M.Semih Sumak / Elçin Gören Sumak

“Çocukların çamuruna şekil verip onları eşsiz birer sanat eserine dönüştürmek ana babaların elindedir. Bunu yapmanın iki temel ön şartı vardır; birincisi çocuklarının potansiyel bir dahi olduğunu bilmeleri, ikincisi bu dehayı açığa çıkarmak için gereken bilgi ve beceriye ulaşacak çabayı göstermeye- hayatlarının oyununu oynamaya- hazır olmalarıdır.”

20140903_155004

 

Bebek İşaret Dili- Yasemin Yusufoff

“Bebeğiniz doğduğunda 100 milyar nöronlu ve saniyede 700 bağlantı kurabilen, Einstein gibilerin yanında gerizekalı sayılabilecekleri bir beyne sahiptir. Mesele, bu akıl almaz potansiyeli öldürmemektir.”

 

20140903_155114

Her Çocuk Üstün Yeteneklidir- Dr. Bahar Eriş

“Doğru model yoktur,çocuğa en uygun model vardır.”

 

20140903_155023

Yürekten Anne Baba Olmak- Kudret Eren Yavuz/ Nur Kutlu

“Bilinçli ebeveynlik yolunda güçlü bağlar kurmak isteyen anne babalar kendilerini geliştirme yolculuğunda ilk adım olarak kendilerinden işe başlamalıdır.”

 

20140903_155043

Bebeğinizin Beyin Eğitimi- Fergus Lowe/ Brigid Lowe

“Sağlıklı bir bebeğin ağlamasının en sık nedeni , öğrenmesi gerekenin ona verilmemesidir. Bırakın bebeğiniz istediği kadar öğrensin; mutlu olduğunu göreceksiniz. Kulağa basitmiş gibi geliyor ancak uygulamak için enerji ve beceriye ihtiyaç var”

 

20140903_155031

Montessori Yöntemiyle Harika Çocuk Nasıl Yetiştirilir?-Tim Seldin

“Montessori, kendini saygın ve yetkin hisseden bir çocuğun, sadece sevgi ve ilgiyle büyüyen bir çocuktan ruhsal yönden daha sağlıklı olduğunu söyler.”

 

20140903_155014

Mahallenin En Mutlu Yumurcağı- Dr. Harvey Karp

“Çocuğunuzun bir oyuncak için saatlerce ağladıktan sonra bu oyuncağı eline alır almaz yere attığını hiç fark ettiniz mi? Bunun nedeni anlayış ve saygı görmeyi, bir nesneden daha fazla istemesidir. “

Mavi ise doğar doğmaz tanıştı kitaplarla. Daha kırkı çıkmadan farklı dokusu olan kitaplara dokunduruyordum o minik parmaklarını.
Doğduğundan bu yana Bebek Dokun Öğren serisini severek okuduk, dokunduk dokularına.

 

20140903_154804

Banyolarımızda da bize su kitabımız eşlik etmeye başladı. Okumanın yeri ve zamanı olmazmış demek ki:)

 

20140903_225307

Mavi 4 aylık olduğunda artık gece uyku rutinimizin bir parçası haline getirmiştik kitap okumayı. Her gece uyku rutinimizi gerçekleştirdikten sonra kitabımızı alıyor ve parmağımla resimleri göstererek okumaya, anlatmaya başlıyorum. Sonra da kitabımızın ön kapağında hangi resim varsa onu öpüyor ve iyi geceler diliyoruz. Mesela Minik Zebra kitabının ön yüzünde Zebra var. Kitabı okuyunca önce ben öpüyorum zebrayı “ İyi geceler Zebra, yarın gece görüşürüz, mutlu uykular” diyorum ve sonra Mavi’ye uzatıyorum. Şimdi artık Mavi de öpüyor ve kitaba bakarak “bidi bidi bit” diyor ve yerine bırakıyoruz beraber kitabı. Tabii bazı zamanlar o kadar çok uykumuz gelmiş oluyor ki Mavi dayanamayıp kitabın ortasında kapatıyor kitabı öpüyor bana uzatıyor öpmem için O zaman yine iyi geceler diliyorum kitabımıza ve yerine bırakıyoruz , sonra hoooop yatak.
Nuri Avcı Çakman’nın kitaplarını beğenerek aldım. Kitabın az sayfalı, resimlerinin büyük ve yazılarının az olması benim için önceliğimdi. Bir de Mavi için alacağım kitapları mutlaka orada önce okuyorum bütün içeriğine bakıyorum. Çocuk kitabı ne de olsa kötü bişiy olmaz demeyin, öcüler vb çok rastladım maalesef

 

20140903_143410

Son dönemde sevdiğimiz kitaplardan biri de tahmin et , acaba bu neymiş tarzı kitaplar. Mesela bir sayfada kedinin kuyruğu gözüküyor sadece, “ Aaaa Mavi, burada ne var acaba “ diyorum ve kitabın arka sayfasını açınca kedinin tamamını görüyoruz ve çok hoşuna gidiyor. Bu sayede hem hayvanı bulmaya çalışması hem sevinci gerçekten de harika benim için.

 

20140903_154921

 

 

Müzikli kitapları hep çok sevdik. Artık her sayfayı değiştirdiğinde kendi basıyor ve hem sayfaya bakıyor hem de müziği dinliyoruz

 

20140903_154730

Üç boyutlu kitaplara yeni başladık ve çok sevdik.

 

20140903_154652

Çocuk duyduğunu değil, gördüğünü taklit edermiş. Biz okuyalım ki çocuklarımız da okusun…

1409828051285

1409828186722

Yesek Büyüsek

Karşılıksız sevginin gücüdür annelik, bu sevgidir bize sınırsız sabrı, mutluluğu ve anlayışı veren. En çok da yemek yerken yaşanır bu sabır ya da mutluluk. Bazen saatler sürebilir bir kase tabağın bitmesi, olsun hiç sorun değil bizim için. Bazen çabucak biter, işte tabaktaki o son lokmanın da yenmesi bir anne için en büyük mutluluklardan biridir. Her lokma altın değerindedir bizler için, bebeğim besleniyor büyüyor sevinci paha biçilemez gerçekten de. Büyük bir sevinçle anlatırız akşamları eşimize arkadaşımıza dostumuza bugün yemeğini çok güzel yedi diye, zafer çığlıkları atmak gibidir bizim için aslında;)
İşte bana zafer çığlıkları attıran Mavi’nin en sevdiği yemekler:

KAHVALTI
Bezelyeli Yumurta

1 adet haşlanmış yumurta
1 tatlı kaşığı haşlanmış bezelye
Biraz tam buğday ekmeği içi
Biraz peynir rendesi
Biraz maydanoz

Bütün malzemeyi karıştırdığımızda müthiş oluyor.

 

20140830_115148

Kırmızı Biberli Yumurta

1 adet haşlanmış yumurta
1 adet tatlı közlenmiş tatlı kırmızı biber
Biraz ekmek içi
Biraz kaşar rendesi
Bir çay kaşığı tereyağı

Kahvaltılarımızda olmazsa olmaz bizim için peynir ve yumurtadır.

ÇORBALAR
Ispanaklı Çorba
1 patates
1 havuç
1 yemek kaşığı çift çekilmiş dana kıyma
Ispanak ( ya da hangi mevsim sebzesi mevcutsa)
Biraz esmer pirinç

Bütün malzemeleri haşlıyorum çiğden zeytinyağı koyup çırpıyorum ve afiyetle yiyoruz. Biz artık ailecek Mavi’nin çorbalarından içiyoruz. Tek farkı kendimize ekstra tuz ve pul biberli ya da naneli tereyağı kızdırıp üzerine dökmemiz , o kadar:)

 

20140829_160432

Semizotlu Çorba

Yarım havuç
Bol semizotu
Yarım somon balığı
Biraz bulgur

Bütün malzemeler haşlandıktan sonra çiğden zeytinyağı ile karıştırıp enfes bir çorba oluyor.

Ya da Semizotlu Püre de yapabilirsiniz.
Semizotu
Yarım domates
1 adet patates
1 adet soğan

Tüm malzemeyi haşlayıp püre haline getiriyoruz.

Kabak Püresi
1 adet kabak
1-2 sap dereotu
Biraz esmer pirinç

Tüm malzeme haşlandıktan sonra zeytinyağı da ilave ederek püre haline getiriyoruz.

Enginar Püresi
1 adet enginar
1 adt havuç
1 adet sarımsak
1 adet patates
1 kaşık çift çekilmiş dana kıyma

Az su ile haşlayıp zeytinyağı ilave edip püre haline getiriyorum.

Bezelyeli Patates Püresi
1 adet patates
İki yemek kaşığı bezelye
Biraz rendelenmiş peynir
Biraz tereyağı

Patates ve bezelyeleri haşlayıp püre haline getirdikten sonra içerisine peynir ve tereyağını da ilave ediyorum.

MEYVE ZAMANI

Meyve zamanında aslında özgürüz. Meyveleri tanıtıp önüne bırakıyorum ve Mavi nasıl isterse tadına bakıyor. Hem kendi kendine yiyebilmenin mutluluğunu yaşıyor hem de ben onu izlerken mest oluyorum. Tabii çook güzel kirleniyoruz ama olsun
Bazen meyveleri yoğurt ile karıştırıp bazen de kendi sütümü sağıp, kendi sütüm ile karıştırıp püre şeklinde veriyorum.

Güzel tarifleriniz varsa bekliyorum, bu sayede hepimiz öğrenmiş oluruz ne de olsa felsefemiz paylaşmak güzeldir;)

Afiyet olsun çocuklarımıza, onlar doyduğu için de bizlere…